Buhr ~ بحر
Kamus-ul'Alam - Buhr ~ بحر maddesi. Sayfa: 443 - Sira: 6

Kamusul Alam, Şemseddin Sami; Kamusul Alamde Buhr maddesi. osmanlıcada Buhr ne demek, Buhr anlamı manası, Buhr osmanlıca nasıl yazılır. Osmanlıca sözlükte Buhr hakkında bilgi. Arapça Buhr ne demek. Arapça osmanlıca sözlük. Farsçada Buhr anlamı
Kamusul Alamde - بحر Buhr maddesi. Şemseddin Sami, Kamusul Alam Ansiklopedisi
Buhr ~ بحر güncel sözlüklerde anlamı:
bahir ::: (a. i.) : deniz, (bkz : bahr, deryfi).
Bahr ::: (a. i. c. : bihâr, ebhâr, ebhur, buhur) : 1) deniz. 2) büyük göl veya nehir.
Bâhr-i Ahdar ::: Hint okyanusu.
Bahr-i Ahmer ::: Ktzıldeniz, Şap denizi.
Bahr-i Ebyaz ::: İskandinavya yarımadasının doğusunda Novaya Zemliya adasına kadar olan deniz..
Bahr-i Hazer ::: Hazer denizi.
Bahr-i Kulzum ::: Şap denizi, Kızıl deniz.
Barh-i Lût ::: Filistinde, seviyesi denizden çok aşağıda ve çok şaplı bir göl.
Bahr-i Muhiti Atlâsî ::: Atlas okyanusu.
Bahr-i Muhît-i Kebîr, Bahr-i Muhît-i Mutedil ::: Büyük okyanus, Pasifik okyanusu.
Bahr-i Muhit-i Şimalî ::: İskandinavya yarımadasının batısından İngiltere adalarına kadar uzanan deniz.
Bahr-i Muhît-i Hindî ::: Hind yarımadasının doğusunda kalan deniz.
Bahr-i Mutavassıt ::: Akdeniz.
Bahr-i Müncemid-i Cenubî ::: cenup (güney) kutbunu çeviren deniz.
Bahr-i Müncemid-i Şimalî ::: şimal (kuzey) kutbunu çeviren deniz.
Bahr-i Rûm ::: Akdeniz.
Bahr-i Sefîd ::: Akdeniz.
Bahr-i Siyah ::: Karadeniz.
Bahr-i Sükûn ::: (bkz : Bahr-i lût). [sularının son derece kesîf oluşundan üzerinde hiç bir dalga bulunmadığından bu ad verilmiştir].
Bahr-i Umman ::: Arap yarımadasının güneyi ile İran güneyi arasında kalan deniz.
::: 3. aruz'da aslî bir vezinle ondan doğan vezinler mecmuası. Bunlardan Arap nazmı hâricinde kullanılan bahirler şunlardır
1) hezec ::: (neşeyle şarkı söyleme) :
::: a) mefâîlün, mefâîlün, mefâîlün, mefâîlün.
::: b) mefâîlün mefâîlün, faulün.
::: c) mefâîlün, faulün, mefâîlün, faulün.
::: d) mef'ûlü, mefâîlün, mef'ûlü, mefâîlün.
::: e) mef'ûlü, mefâîlü, mefâîlü, faulün.
::: f) mef'ûlü, mefâîlün, faulün.
::: g) mef'ûlü, mefâîlü, faulün.
2) recez ::: (Titrek) :
::: a) müstef'ilün, müstef'ilün, müstef'ilün, müstef'ilün.
::: b) müfte'ilün, müfte'ilün, müfte'ilün, müfte’liün,
::: c) müfte'ilün, mefâilün, müfte'ilün, mefâilün.
::: d) müfte'ilün, müfte'ilün, fâilün. (bkzserî').
::: e) müstef'ilâtün, müstef'ilâtün.
::: f) mefâilün, mefâilün, mefâilün, mefâilün.
3) remel ::: (koşan) :
::: a) fâilâtün, fâilâtün, fâilâtün, fâilün.
::: b) fâilâtün, fâilâtün, fâilün.
::: c) fâilâtün (=failâtün), fâilâtün, fâilâtün, failün ( =fa'lün ).
::: d) fâilâtün (=failâtün), failâtün,failün ( =fa'lün).
4) münserih ::: (akıcı) :
::: müfte'ilün, fâilün, müfte'ilün, fâilün.
::: müstef'ilün, faulün, müstef'ilün, faulün.
5) muzâri' ::: (benziyen) :
::: mef'ûlü, fâilâtü, mefâîlü, fâilün.
::: mef'ûlü, fâilâtün, mef'ûlü, fâilâtün.
6) müctes ::: (kopmuş) :
::: a) mefâilün, failâtün, mefâilün, failâtün.
::: b) mefâilün, failâtün, mefâilün, failün (=fa'-lün).
7) serî' ::: (çabuk) :
::: a) müfte'ilün, müfte'ilün, fâilün. (bkzre-cez, d).
8) hafif ::: (hafif)
::: a) fâilâtün (= failâtün), mefâilün, failün (=fa'lün).
9) mütekarib ::: (yakın) :
::: a) faulün, faulün, faulün, faulün.
::: b) faulün, faulün, faulün, faul.
10) kâmil ::: (yetkin) :
::: a) mütefâilün,fâilün,mütefâilün,mütefâilün.
::: b) mütefâilün, faulün, mütefâilün, faulün.
11) tavîl ::: (uzun) :
::: [her mısraı, 15-20 ve hattâ daha fazla "fai-lâtün" (birincisinde "fâilâtün" de olabilir) ile bir "failün (= fa'lün)" den terekkübeder : Bu, oka-dar kullanışlı değildir].
::: 4. mec. Çok bilen, bilgisi geniş olan kimse, (bkz : bahir).
Buhr :::
- i. bir cins değirmen taşı.
bahr ::: deniz
bahr ::: deniz
bahir ::: (a. i.) deniz, (bkz : bahr, deryfi).