Çağdaş Sözlük

Vahdet ~ وحدت

Kamus-ul'Alam - Vahdet ~ وحدت maddesi. Sayfa: 680 - Sira: 9

Kamusul Alam, Şemseddin Sami; Kamusul Alamde Vahdet maddesi. osmanlıcada Vahdet ne demek, Vahdet anlamı manası, Vahdet osmanlıca nasıl yazılır. Osmanlıca sözlükte Vahdet hakkında bilgi. Arapça Vahdet ne demek. Arapça osmanlıca sözlük. Farsçada Vahdet anlamı

Kamusul Alamde - وحدت Vahdet maddesi. Şemseddin Sami, Kamusul Alam Ansiklopedisi

Vahdet ~ وحدت güncel sözlüklerde anlamı:

VAHDET ::: Birlik. Yalnızlık. Teklik. (Kesretin zıddıdır.) * Edb: İfade esnasında mevzuun haricine çıkılmaması, maksad ne ise yalnız ondan bahsedilmesi, sözün dallandırılıp budaklandırılmaması. * Tas: Allah'a yakınlık. Gönlünü, kalbini tamamen Allah ile meşgul etme hali.(Yüsr-ü vahdet; yâni birlik usulüyle bir merkezde, bir elden, bir kanunla olan işler; gayet derecede kolaylık veriyor. Müteaddit merkezlerde, müteaddit kanuna, müteaddit ellere dağılsa müşkilât peyda eder. M.)

vahdet ::: (a. i.) : 1) yalnızlık, teklik, birlik. 2) tas. Allah'a yakınlık, Allah'a ulaşma.

vahdet-i fikir ::: fels. tek düşüncelik, fr. monofdesme.

vahdet-i vücud ::: varlığın tek oluşu; tasavvuf mesleği. 3) ifâde sırasında mevzuun dışına çıkılmaması, yânî maksat ne ise yalnız ondan bahsedilmesi, sözün dallandırılıp budaklandırılmaması.

vahdet ::: birlik, teklik.

Vahdet :::


  1. Bir olma, tek olma, birlik, teklik.

  2. 1. Yalnızlık, teklik, birlik. 2. Allah'a yakınlık, Allah'a ulaşma.

vahdet ::: birlik , teklik , yalnızlık

vahdet ::: ‬teklik

vahdet ::: birlik

vahdet ::: beraberlik

vahdet ::: birlik, teklik

VAHDET :::

Birlik. Yalnızlık. Teklik. (Kesretin zıddıdır.) * Edb: İfade esnasında mevzuun haricine çıkılmaması, maksad ne ise yalnız ondan bahsedilmesi, sözün dallandırılıp budaklandırılmaması. * Tas: Allah'a yakınlık. Gönlünü, kalbini tamamen Allah ile meşgul etme hali.(Yüsr-ü vahdet; yâni birlik usulüyle bir merkezde, bir elden, bir kanunla olan işler; gayet derecede kolaylık veriyor. Müteaddit merkezlerde, müteaddit kanuna, müteaddit ellere dağılsa müşkilât peyda eder. M.)